top of page

Hukuki Analiz

A. Neler Oldu? – 11. Yargı Paketi’ne Giden Yolun Kısa Hikâyesi

 

Türkiye’de son yıllarda art arda çıkan yargı paketleri, gençlerin gündelik hayatında düşündüğünden çok daha fazla alanı etkiliyor: sosyal medyada özgürce paylaşım yapmaktan kampüste etkinlik düzenlemeye, transların sağlık hizmetlerine erişiminden LGBTİ+ öğrenci topluluklarının görünürlüğüne kadar… 11. Yargı Paketi taslağı da bu sürecin devamı niteliğinde ve içinde hem LGBTİ+’ları hem de hak mücadelesini sahiplenen herkesi doğrudan hedef alan maddeler bulunuyor.

 

Bu bölümü, gençlik örgütleri olarak sürecin nasıl buraya geldiğini daha iyi anlayabilmemiz için hazırladık. Hem geçmişte yaşananlar hem de bugünün pratikleri, yeni paketi değerlendirirken bize önemli ipuçları veriyor.

 

1. Önceki Yargı Paketlerinde Ne Oldu?

Son yıllarda peş peşe çıkarılan yargı paketleri gençlere veya diğer toplumsal gruplara daha özgür bir alan açmanın aksine pratikte otoriterliğin daha da yerleşmesine neden olacak bir etki yarattı. 

 

Bu yılın Şubat ayının sonunda Kaos GL, 10. Yargı Paketi Taslağı’nda bugün 11. Yargı Paketi için konuştuğumuz LGBTİ+ karşıtı maddelerin olduğunu haberleştirdi ancak meclise paketin bu hali sunulmadı. Fakat bu fırsatı kaçırmayan HÜDAPAR meclise kendi LGBTİ+ karşıtı kanun teklifini sundu. Tam da bugünlerde sıra 11. Yargı Paketi’ne geldiğinde LGBTİ+ karşıtı maddeler yeniden gündeme geldi, bu maddelerin ayrıntılarına hukuki analiz bölümünde değineceğiz. Şimdi bizi bugüne getiren adımlara bakalım. 

 

2. Cinsiyet Uyumu Sürecinde Artan Zorluklar

Cinsiyet uyumu süreci Türkiye’de zaten uzun, yorucu ve uluslararası standartların gerisinde bir süreç iken son dönemde hukuki ve tıbbi açıdan çok daha zor bir hal aldı.

 

Sağlık hizmetlerine erişim gittikçe zorlaşıyor. Randevu süreçleri uzadı, uzman sayısı düştü. Bazı kliniklerde translar hakkında önyargılı ve ayrımcı tutumların arttığına dair çok sayıda bildirim geliyor.

 

Son bir yıl içinde Sağlık Bakanlığı tarafından alınan kararlarla, hormon ilaçlarının reçetesiz kullanımına kısıtlama getirilmesi ve 18–21 yaş arasındaki genç translar için ayrıca yasaklayıcı düzenlemelerin getirilmesi trans gençlerin sağlık hizmetlerine erişim hakkını ihlal ediyor.

 

3. ‘Müstehcenlik’ ve ‘Hayasızca Hareketler’ Suçlarının LGBTİ+’lara Yönelik Kullanılışı

Belki adlarını bile ilk kez duyuyoruz: TCK 225 ve 226…

Bu maddeler, aslında kamuya açık alanda cinsel davranışlar ve pornografi ile ilgili düzenlemeleri kapsıyor. Ancak pratikte, başta translar olmak üzere LGBTİ+’ların kamusal görünürlüğüne karşı bir baskı aracına dönüşmüş durumda. Sanatçılar, ürettikleri eserler ve sahne performansları nedeniyle bu maddelerden soruşturmaya uğruyor. 

 

Kolluk kuvvetlerinin bazı uygulamalarında, trans kadınların yalnızca sokakta bulunması “hayasızlık” iddiasına yahut Kabahatler Kanunu’ndan verilen idari para cezalarına dayanak yapılabiliyor. Sadece kimlik, ifade veya görünüm “şüpheli” kabul edilebiliyor.

 

“Müstehcen” etiketiyle engellenen veya sansüre uğrayan pek çok içerik var. Suçun kapsamı geniş yorumlandığı için, LGBTİ+ varlığını ifade eden her şey potansiyel hedef haline geliyor. Hatta üniversite kulüplerinin etkinlik afişleri bile “genel ahlak” bahanesiyle engellenmek isteniyor. 

 

4. İnternet Siteleri ve Sosyal Medyaya Yönelik Sansürün Yaygınlaşması

Gençlerin örgütlenme, bilgi alma ve dayanışma kurma alanı olan internet, LGBTİ+ temalı içerikler söz konusu olduğunda kapsayıcılıktan daha uzak hale geldi.

 

Erişim engelleri olağanlaştı. LGBTİ+ örgütlerinin internet siteleri ve sosyal medya hesapları “genel ahlak” veya “kamu düzeni” gerekçesiyle engellendi. 

 

“LGBTİ+”, “trans”, , “queer” geçen kampanya içerikleri algoritmada otomatik olarak kısıtlanıyor, yayınlanan içerikler topluluk standartlarına aykırı gösterilerek kaldırılıyor. Bu durum görünürlük, duyuru ve erişim imkanlarını doğrudan zayıflatıyor.

 

Böyle bir tabloda, genç LGBTİ+’ların dijital alanda kendilerini ifade etme ve örgütlenme hakkı ciddi biçimde baskılanmış durumda.

 

5. Gökkuşağı Bayrağı ve LGBTİ+ Sembollerine Yönelik Müdahalelerin Artması

Son yıllarda gökkuşağı bayrağı yalnızca bir sembol değil, aynı zamanda yoğun hak ihlallerinin konusu haline getirildi.

 

Kampüslerde baskılar arttı. Oryantasyon stantlarında, etkinliklerde, eylemlerde yer alan gökkuşağı ve trans bayraklarına özel güvenlik görevlileri ve polis müdahale ediyor. 

 

Gençlere, üstlerinde gökkuşağı bileklik, toka veya çanta taşıdıkları için keyfi biçimde GBT uygulaması dayatılıyor.

 

Gökkuşağı veya trans bayrağının kendisi suç değil, yasak değil. Buna rağmen pratikte bir “suç unsuru” gibi görülmesi, LGBTİ+ gençlerin kamusal alanda kendini ifade etme hakkını doğrudan hedef alıyor.

6. LGBTİ+ Topluluklarının Faaliyetlerinin Engellenmesi ve Kapatma Girişimleri
Gençlerin bir araya geldiği kampüs toplulukları ve bağımsız LGBTİ+ öğrenci inisiyatifleri, son yıllarda doğrudan hedef alınanlar arasında. Bu süreç oldukça sistematik ilerliyor:

  • Üniversitelerde panel, söyleşi, film gösterimi, atölye gibi etkinlikler; çoğu zaman son dakika “güvenlik” veya “genel ahlak” gerekçeleriyle iptal ediliyor.

  • Zaten az sayıda üniversitede resmi statüsü tanınan LGBTİ+ öğrenci toplulukları hakkında kapatma kararları veriliyor. Hatta mahkemelerden geri dönen kapatma kararlarının peşi sıra ikinci kez kapatma kararı verilerek hukuk güvenliği hiçe sayılıyor.

  • Bazı kampüslerde, topluluk üyelerinin tek tek disiplin süreçlerine maruz bırakılması topluluğun komple işlevsiz hâle getirilmesi yöntemlerinden biri hâline geldi.

Bu durum gençlik örgütleri açısından yalnızca bir öğrenci topluluğunu kapatma ya da faaliyetlerini engelleme meselesi değil; örgütlenme özgürlüğünün doğrudan hedef alındığı, kamusal alanın LGBTİ+ gençlere kapatılmak istendiği daha geniş bir sürecin parçası.

7. Kampüslerde artan baskı iklimi
Pek çok üniversitede öğrencilere yönelik saldırılar gerçekleşti. Bu saldırılardan bazıları palalı-bıçaklı gerici gruplar tarafından yapıldı; ardından kampüse destek için gelen öğrencilere polis şiddeti uygulandı ve onlarca öğrenci gözaltına alındı. Buna rağmen saldırgan gruplar çoğu zaman herhangi bir yaptırımla karşılaşmazken, muhalif öğrenciler “provokasyon”, “kışkırtma” ya da “kampüs huzurunu bozma” gibi soyut gerekçelerle hedefe kondu.

Birçok üniversitede barışçıl protestolara katılan öğrencilere disiplin soruşturmaları açılıyor; bazıları uzaklaştırma cezası alıyor.

Kredi ve Yurtlar Kurumu (KYK), protestolarda gözaltına alındığı için öğrencilerin burslarını ve öğrenim kredilerini kesme yoluna gidebiliyor. Bazı öğrenciler, üniversite yurtlarından “düzeni bozma” gibi soyut gerekçelerle atılma tehdidiyle karşı karşıya kalıyor.

Bu uygulamalar, öğrencilerin yalnızca ifade özgürlüğünü değil, eğitime erişim hakkını ve temel yaşam koşullarını da doğrudan etkileyen bir baskı aracına dönüşmüş durumda.

Özetle…

Tüm bu tablo, yeni paketin ne anlama geldiğini anlamak için kritik bir arka plan sunuyor. Yargı Paketi tartışılırken LGBTİ+’ların zaten ciddi baskılarla karşı karşıya olduğu bir dönemden geçiyoruz. Yargı Paketi bizim için bir mücadele alanı ama tek mücadele alanımız değil. 

 

B. 11. Yargı Paketi Taslağı Hakkında Hukuki Analiz

 

11. Yargı Paketi taslağı, yalnızca teknik bir yasa değişikliği değil; gençlerin ifade özgürlüğüne, örgütlenme özgürlüğüne, özel hayata saygı hakkına ve sağlık hizmetlerine erişimine doğrudan müdahale eden geniş kapsamlı bir insan hakları sorunudur. Taslağın özellikle LGBTİ+ gençleri hedef alan hükümleri, demokratik toplum düzeninin temelini oluşturan çoğulculuğu ve gençlerin özgürce var olma hakkını zayıflatmaktadır.

 

Taslakta yer alan düzenlemeler, hem Anayasa hem de Türkiye’nin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Birleşmiş Milletler Sözleşmeleri ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatları açısından ağır ihlaller içermektedir. Aşağıda bunlara dair kısa bir analiz sunulmaktadır. 

 

1. Temel Hak ve Özgürlüklerin Sınırlandırılması Rejimi Açısından

Anayasa’nın ve AİHM’in belirlediği standartlara göre; bir temel hakkın sınırlandırılabilmesi için düzenlemenin kanunla yapılmış, meşru bir amaca dayanmış, demokratik toplumda zorunlu ve aynı zamanda ölçülü olması gerekir.

 

Taslak metnin hiçbir bölümünde; gençlere, öğrencilere, translara ya da LGBTİ+’lara yönelik getirilmek istenen düzenlemelere dayanak olabilecek rasyonel bir toplumsal ihtiyaç gösterilememektedir. Meşru amaç olarak öne sürülen “ahlak”, “aile”, “tek tipleştirme ile mücadele” gibi kavramların hukuki zemini yoktur ve demokratik toplum düzeni açısından korumaya değer bir alan tarif etmemektedir.

 

Bu nedenle taslak, daha en başından hak sınırlama rejiminin temel koşullarını karşılamamaktadır.

 

2. Gençlerin İfade Özgürlüğüne ve Kampüs Yaşamına Müdahale

TCK 225’e eklenen maddelerle, gençlerin kimliklerini ifade eden söz, davranış, giyim, semboller hatta protestolar, etkinlikler ve sosyal medya paylaşımları bile cezalandırma konusu haline getirilmektedir.

 

Taslakta “doğuştan gelen biyolojik cinsiyete ve genel ahlaka aykırı tutum ve davranışlarda bulunan ya da bu tutum ve davranışları teşvik eden, öven veya özendiren kişilere” 1 yıldan, 3 yıla kadar hapis cezası verilmesi öngörülmektedir.

 

Bu maddeyle, gençlerin:

  • Kampüste gökkuşağı çanta taşımasını,

  • Bir öğrenci topluluğunda LGBTİ+ hakları üzerine etkinlik yapmasını,

  • Akademik çalışmalar yürütmesini,

  • Bir performans ya da sanat üretiminde toplumsal cinsiyet normlarını sorgulamasını,

  • Sosyal medyada kimliğiyle görünür olmasını

suç haline getirmektedir.

 

Ceza kanunlarının en temel ilkesi “belirlilik” ilkesidir. Ancak “doğuştan gelen biyolojik cinsiyete ve genel ahlaka aykırı davranış”, “özendirme”, “övme” gibi belirsiz kavramlar, keyfi ve öngörülemez bir ceza tehdidi yaratır.

 

Bu düzenleme, Rusya ve Macaristan’daki “LGBTİ+ propaganda yasaları”na benzemekle birlikte, daha ağır yaptırımlar (doğrudan hapis cezası) öngörmektedir. Kaldı ki hem AİHM hem de Avrupa Konseyi Hukuk Yoluyla Demokrasi Komisyonu (Venedik Komisyonu) Rusya, Macaristan, Gürcistan gibi ülkelerdeki LGBTİ+ karşıtı kanuni düzenlemelerin uluslararası insan hakları standartlarına aykırı olduğuna yönelik kararlar vermiş ve hukuki görüşler oluşturmuştur. 

 

3. Genç Transların Sağlığa Erişim Hakkının Fiilen Ortadan Kaldırılması

Türk Medeni Kanunu’nda cinsiyet uyum sürecini düzenleyen 40. madde için öngörülen değişiklikler, trans gençlerin cinsiyetinin hukuken tanınmasını ve sağlık hizmetine erişimini neredeyse imkânsız hale getirmektedir:

 

  • Cinsiyet uyum sürecine başlayabilmek için asgari yaş sınırının 18’den 25’e çıkarılması, genç yetişkinlerin kendi hayatlarına dair karar verme hakkına keyfi müdahaledir.

  • Zorunlu kısırlaştırma şartının yeniden getirilmesi, hem AYM hem AİHM tarafından açıkça hukuka aykırı bulunmuş bir uygulamanın geri getirilmesidir.

  • Raporların yalnızca Bakanlıkça belirlenen sınırlı hastanelerden alınması ve dört kez üçer aylık değerlendirme zorunluluğu, süreci yıllarca sürüncemede bırakacaktır.

  • Mahkeme kararı olmadan hormon tedavisi ya da basit bir ilaç kullanımı bile suç sayılmak istenmektedir. Böyle durumlarda hekimler için üç yıldan yedi yıla, sağlık hizmeti alan translar için bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilmesi teklif edilmektedir. 

 

AİHM’in Christine Goodwin, A.P., Garçon ve Nicot ve Y.Y. / Türkiye kararları ışığında, trans kimliğin hukuken tanınmasının devletin pozitif yükümlülüğü olduğu açıktır. Taslak bu yükümlülüğün tam tersine işleyen bir sistem kurmaktadır.

 

Öngörülen düzenlemeler, transları güvencesiz, denetimsiz ve merdiven altı tıbbi müdahalelere yönelme riskiyle karşı karşıya bırakacaktır. Bu durum yalnızca sağlık hakkının ihlali değil; enfeksiyon, kalıcı fiziksel zarar ve geri dönüşü olmayan komplikasyonlara yol açabileceği için devletin yaşam hakkını koruma yükümlülüğünü de zedelemektedir. Nitekim trans sağlık hizmetlerinin kriminalize edilmesi, genç translar açısından tıbbi gözetim olmaksızın hormon kullanımı veya operasyon arayışına girilmesine neden olarak, kamu sağlığı bakımından da ciddi bir tehdit oluşturacaktır.

 

.

Gençlik Eşitliğin Yanında kampanyası; öncelikli olarak bir imza kampanyası oalrak tasarlanmış ve artan LGBTİ+fobiye karşı bir imza ve görünürlük zemini yaratmayı hedeflemektedir.

Öneri, yapabilecekleriniz ve sorularınız için

Bu internet sitesi "Gençlik Eşitliğin Yanında" ekibi tarafından dayanışma ruhu ile hazırlanmıştır.

bottom of page